GÜNDEM

“İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde yaşayan 2400 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Organik Gıda Araştırması, bu bölgede yaşayan kişilerin sertifikalı organik gıda konseptine ilişkin algısına ve tüketim alışkanlıklarına ışık tutuyor”

Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların %50,2’si sertifikalı organik ürün kullanıyor. Beşiktaş ilçe sakinlerinin alışveriş yeri tercihleri arasında organik pazarlar %14,2, organik ürün satan dükkanlar ise %2,6’da kalıyor. Buna karşın, et ve süt ürünlerinde sertifikalı organik özelliği aradığını söyleyenlerin oranı %74,4. Sertifikalı organik tüketmeyen kişilerde dahi, gıdalara ilişkin farkındalığın yükseldiği görülüyor. Katılımcıların %45,6’sı geçmişten günümüze yeme alışkanlıklarındaki en büyük değişimin daha bilinçli ve daha sağlıklı beslenmek olduğunu ifade ediyor.


Bunların yanı sıra, gıda ürünlerine duyulan güven ve kalite algısının oldukça düşük olduğu görülüyor. Buna göre, katılımcıların %49,6’sı tükettikleri besinlerin sağlıklı ve güvenli olduğunu düşünmüyor. Bu kişilerin %86,1’i bu durumun kendilerini endişelendirdiğini ifade ediyor. Bu oranın en yüksek olduğu sosyoekonomik seviye, B sınıfı olarak görülüyor. Eğitim seviyesi arttıkça, endişe artıyor. Yaş dağılımı bakımından ise en endişeli grupların 28-34 yaş ile 55-64 yaş grupları olduğu anlaşılıyor. Türkiye’nin en pahalı ilçesinde [1] yaşayan vatandaşların yarısına yakınının gıda güvenliğinden endişe duyması, endişenin fiyata endeksli olarak aşılamadığını ortaya koyuyor. Gıda güvenliğinin kendilerini çok endişelendirdiğini ifade eden katılımcıların yalnınzca %27,4’ü sertifikalı organik gıda konseptinden haberdar olmadıklarını dile getiriyor. «Çok endişe duyuyorum» seçeneğini işaretleyen katılımcılar arasında %56,9 sertifikalı organik ürün kullanmıyor.


Buna karşın, araştırma sonuçlarına göre bölge sakinleri için tükettikleri gıdanın üreticisini bilmek giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu durum özellikle et ürünleri için geçerli görülüyor. Bunu süt ürünleri ve sebze/meyve takip ediyor. %62,4, tükettikleri sebze ve meyvenin üreticisini bilmediklerini, ancak bunun kendileri için önemli olduğunu dile getiriyor. Başka bir deyişle, halihazırda et ürünlerine yönelik duyulan güvensizlik, sebze ve meyve kalitesine yönelmiş durumda. “Bilmiyorum ve önemli değil” diyenler ise %6,9 oranında.

Tüketici her ne kadar bilinçlense de, bu durum konuya ilişkin doğru bilginin de eşit ölçüde yaygın olduğu anlamına gelmiyor. Beşiktaş ilçesinde “sertifikalı organik gıda” konseptine dair bilincin yüksek olduğu görülüyor. Her 10 kişiden yedisi sertifikalı organik gıda konseptinden haberdar olduğunu belirtiyor. Buna karşın, katılımcılara belirli tanımlar sunularak, her birinin organik ürün olup olmadığını seçmeleri istendiğinde, organik ürünün ne anlama geldiği konusunda bilgi kirliliği olduğu ortaya çıkıyor. Elde edilen en çarpıcı bulgulardan biri, halk arasında ürünlerin pazarlamasında “doğal” ifadesinin kullanılmasının ürünün organik olduğu yönünde bir algı yarattığı. Bir gıda ürünün organik sertifikasına sahip olabilmesi için, üretiminde kimyasal girdi kullanılmaması, tohumdan tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı bir biçimde, insan sağlığına zararı olmadığı tespit edilmiş malzeme ve yöntemlerle üretilmesi gerekiyor. “Doğal” kavramının ise kanun ve yönetmeliklerde yeri bulunmuyor. Başka bir deyişle yasal bir dayanağı bulunmuyor. Bu nedenle ürün markalandırmasında herhangi bir denetime tabi kalmaksızın sıklıkla kullanılıyor. Sertifikalı organik konseptine aşinalığı yüksek bir kesim nezdinde dahi bu kafa karışıklığının sürdüğü, “üzerinde ‘doğal’ yazan ürün organik üründür” önermesinin yalnızca %17,4 tarafından yanlış bulunması ile anlaşılıyor.

Katılımcıların %37,9’u, eskisi gibi sağlıklı ve lezzetli ürün bulamadığından ve tükettikleri gıdalara güvenmediklerinden yakınıyor. Çoğunluk, tüketecekleri sebze ve meyvenin yerel üreticiler tarafından sağlıklı ve kimyasal kullanılmadan üretildiğini ve taze olduğunu bilseler, pazar/market fiyatlarının üzerinde bedel ödemeye razı olduklarını ifade ediyor. Bunun yanı sıra, yine üreticinin kim olduğu bilinen, sertifikalı, taze ürünlerin alternatif alışveriş kanalları ve ağları üzerinden dağıtıldığı sistemlere dahil olabileceğini dile getirenlerin oranı da oldukça yüksek.

      
   
 


[1] REIDIN Ağustos 2017 Emlak Endeksi