GÜNDEM

“Cumburbaşkanlığı sistemi ile birlikte hayatımıza giren birçok yenilikten biri, mevcut oy dağılımında seçim başarısı için partiler arası ittifakı zorunlu kılması oldu. Halk ittifaklar hakkında ne düşünüyor? Oy verme tercihini neye göre yapıyor? İstanbul Ekonomi Araştırma, Marketing Türkiye Mart sayısı için yaptığı araştırmayla gündemi belirleyen temel sorulara ışık tutuyor.”

2019’da gerçekleşmesi beklenen Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde ihtiyaç duyulan %51 oy, parlamenter sistemde baraj altı kaldıkları için tabiri caizse göz ardı edilen partilerin seçmen kitlelerini sürecin kilit aktörleri haline getirdi. Cumburbaşkanlığı sistemi ile birlikte hayatımıza giren birçok yenilikten biri, mevcut oy dağılımında seçim başarısı için partiler arası ittifakı zorunlu kılması oldu. 2019’da gerçekleşmesi beklenen Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde ihtiyaç duyulan %51 oy, parlamenter sistemde baraj altı kaldıkları için tabiri caizse göz ardı edilen partilerin seçmen kitlelerini sürecin kilit aktörleri haline getirdi. AK Parti ile MHP’nin birlikte kurduğu “Cumhur İttifakı” tarafından hazırlanan, seçim ittifakına ilişkin düzenlemelere bir çerçeve getiren 26 maddelik kanunun 16 Mart 2018’de Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla gözler muhalefet bloğunun seçim stratejisine çevrildi. Bu konuda henüz net bir eğilim ortaya çıkmamışsa da, mevcut siyasi konjonktürün partileri farklı kesimleri bir araya getirebilecek formüller üretmeye zorlaması şimdiden bir takım önemli sonuçlar doğurdu. Seçim başarısının önkoşulu olan hassas denge bir yandan halkın çatı oluşumlara nasıl baktığının doğru anlaşılmasını elzem kılarken, bir yandan da yapılan hesabın toplumda karşılık bulması için seçmenlerini kurdukları oluşuma destek vermeye yönlendirecek siyasilerin kullanacakları iletişim stratejilerini önümüzdeki dönemin en önemli meselelerinden biri haline getirdi.

Halk bekleyişte

Mart ayında İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından Türkiye çapında 12 ilde 600 katımlıcıyla mobil katılım yoluyla gerçekleştirilen anket çalışması, tam da bu sorular hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, halkın %39,2’si siyasi partilerin ittifak yapmasını desteklemezken, %31,9’u olumlu yaklaşıyor; %28,3’ü ise bu konuda henüz kesin bir yargıya varmadığını ifade ediyor. Rakamlar halkın henüz ittifak konseptinden tam olarak haberdar olmadığını, buna karşın kategorik olarak karşı da olmadıklarını gösteriyor. Kamuoyunun seçimde yarışacak adaylara ilişkin henüz yalnızca AK Parti-MHP ittifakını tanıması, bu bloğun dışında kalan seçmenin ittifak konsepti hakkında net bir fikir oluşturmasını engelleyen temel faktör olarak değerlendiriliyor.

Baraj altı partiler için yeni bir dönem?

Bir başka ilginç sonuç ittifak yasasının kabul edilmesiyle birlikte kazanan ittifak içinde yer alan bütün siyasi partilerin, kendi başlarına barajı geçip geçmediklerine bakılmaksızın Meclis’te temsil hakkı kazanmasına ilişkin düzenlemenin toplumun oy verme davranışına etkisini ortaya koyuyor. Katılımcıların %36,5’i daha önce barajı geçemeyecekleri düşüncesiyle oy vermedikleri siyasi partilere, ittifak ile barajı geçme ihtimalleri olması halinde oy vereceklerini dile getiriyor. Bu durum “küçük” partilerin gelecek seçimde ne derece belirleyici olacakları hakkında ipucu veriyor.

Partiler ittifak için yaklaşıyor. Peki ya taban? 

Her oyun dengeleri değiştirebildiği yeni düzende incelikli siyasal iletişim büyük önem arz ediyor. Gerek büyük partilere gerekse oyunda artık bir aktör olarak yer bulan küçük partilere incelikli iletişim politikaları üretmek düşüyor. Zira ittifak yapan partilerin bir yandan kendi seçmenlerini kaybetmemeleri, bir yandan da farklı kesimleri ortak değer, hedef veya görüşler üzerinden bir çatı altında birleştirebilmeleri gerekiyor. Söylem birliği aşamasında kurulacak denge giderek daha büyük önem arz ederken, İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından yapılan araştırma, seçmen nezdinde kendi siyasi partisinin söylemi ile partinin ittifaka girdiği diğer partilerin söylemlerinin oy verme kararı üzerinde neredeyse eşit önem teşkil ettiğini gösteriyor. Katılımcıların %52’si bir ittifaka oy verirken yalnızca kendi partisinin söylemlerine göre seçim yapacağını ifade ederken, %48’i ittifak içinde bulunan tüm partilerin söylemlerine göre karar vereceğini söylüyor. Dolayısıyla 2019 yaklaşırken bir biçimde yakınlaşacak ve seçmen karşısına bir blok halinde çıkacak partilerin, evdeki hesabın çarşıya uyması için söylem koordinasyonunu son derece dikkatli bir biçimde ele alması gerekiyor.